Kalça ve Diz Eklemi Kireçlenmesinde Protez Tedavisi ve Yenilikler

Kalça ve Diz Eklemi Kireçlenmesinde Protez Tedavisi ve Yenilikler

XX: yüzyılın 2. Yarısından itibaren, medikal ve teknik alandaki ilerlemeler, gelişmiş ülkelerde, yaşam sürelerini 80’li yıllara taşıdı. İnsan yaşamının bu denli uzaması,  daha önceki yüzyıllarda pek tanımadığımız, bazı yaşlılık hastalıklarının da yaygın olarak görülmeye başlamasına neden oldu. Kanser, Parkinson, Alzheimer, osteoartroz ( Kireçlenme ) olgularına çok sık rastlanır oldu.  Kireçlenme tedavisi bütün dünyada çok yaygın olarak yapılmakta ve her yıl milyonlarca insan bu nedenle çeşitli tedaviler görmektedir. Ülkemizde 70 li yılların başında, ortopedi ve kaza bilimi olarak adlandırılan Travmatolojinin, ikisinin birlikte ayrı bir bilim dalı olarak kurulması,  bu hastalığın tedavisinde protez cerrahisinin uygulanmasını yaygınlaştırmış ve hızlandırmıştır.

 

Kalça ve diz ekleminde kıkırdak sorunları ortalama 50 yaş civarında görülmeye başlar.  Ancak, doğumla birlikte kalçasında sorun yaşayan bebeklerde ve erken dönemde tedavi şansı bulamayanlarda, çok daha erken yaşlarda kıkırdak sorunlarının ortaya çıkması olağandır. Bu sebeple yeni doğan bebekler mutlaka bir ”çocuk ortopedisti” eğer yoksa bir ”genel ortopedist” tarafından muayene edilmelidir. Gerek görüldüğünde, bebek için tamamen zararsız olan ” Ultrason” adını verdiğimiz tanı yöntemi ile kalçanın yapısını görmek mümkündür.

Doğum sonrası bebeğini muayene ettirme şansı bulamayan annelerin dikkatli gözlemi de erken tanıya yardımcı olmaktadır. Tek taraflı kalça problemi yaşayan bebeklerde bacak boğumlarındaki eşitsizlik, bir bacağın diğerinden daha az yana doğru açılması,  bir bacağın diğerinden daha kısa olduğunun görülebilmesi, normal yürüme yaşından geç yürüme, yalpalayarak yürüme gibi bulgular aileyi uyarmalı ve bebek mutlaka bir ortopediste götürülmelidir.

Problemli bebeklerin tedavisinde uygulanan sabit pozisyonda atelleme, bugün yerini ”Pavlik Bandajı” adı verilen hareketli atelleme yöntemine terk etmiştir. Çeşitli atelleme yöntemleri ile sonuç alınamayan olgularda cerrahi girişimler kaçınılmazdır. 1 ile 1,5 yaş arasında yapılan girişimler ile çok başarılı sonuçlar elde etmek mümkündür. Daha ileri yaşlarda yapılacak olan girişimlerde ise, eklemi oluşturan kemiklerin anatomik yapıları bozulduğu için, istenilen ideal sonucun elde edilmesi çok zor ve arzulanan boyutlarda olmamaktadır.

ERKEN TEŞHİS ÖNEMLİ…

Erken yaşta yeterli tedavi edilemeyen bebekler 20 li yaşlardan itibaren kalça ağrıları ile karşılaşmaya adaydır. Bu nedenle, çoğunlukla 50 yaş civarında ortaya çıkmakla birlikte, yukarıda sözü edilen kalça problemli gençlerde daha erken yaşlarda görülen kasık ve kalça çevresi ağrılarda, ilk akla gelen kalça eklemi kıkırdağındaki bozulma ve buna bağlı sorunlar olmalıdır.

Eklem kıkırdağındaki bozulmaların nedeni bugün için tam olarak bilinmemektedir. Kıkırdak dokuda yumuşama, çatlama, incelme ve sonucunda kıkırdak kaybının ve eklem çevresinde yeni kemik oluşumların görülmesi, yürüme ve hareketler sırasında ağrıya ve eklem hareketlerinde kısıtlanmalara neden olur. Hastalığın başlangıcında yorgunluk ağrısı şeklinde başlayan şikayetler yıllar geçtikçe, istirahat sırasında da hastayı rahatsız edecek boyutlara ulaşır. Yürüme mesafesi kısalır. Hastanın ayağına eğilmesi, yani çorap giyme ve tırnak kesme gibi günlük işlerini yapması zorlaşır ve daha sonraki yıllarda imkansızlaşır. Hareket olasılığı kısıtlanmış hastalar kilo almaya başlarlar. Fazla kilo hastalığın daha hızlı ilerlemesine sebep olur. Bir çok hasta bu nedenle evden dışarı çıkmak istemez.

Gerek Kalça gerekse Diz kireçlenmesi tanısı konulmuş bir hastanın tedavisi öncelikle;  ağrı kesici ilaçlar, Fizik Tedavi, çeşitli egzersizler, yurdumuzda, kaplıca tedavisi gibi yöntemler dışında; kilo verme, baston veya koltuk değneği kullanma şeklinde özetlenebilir. Uygulanan bütün tedavi yöntemlerine rağmen hastalığın ilerlemesini durdurmak mümkün değildir.

  1. yüzyılın başından beri çeşitli cerrahlar tarafından, kireçlenmeye karşı tedavi olarak, çok çeşitli tasarımlar ile, protez adı verilen, yapay eklemler üretilmiştir. 1960 yılına kadar kısa sürelerde problem çıkartan protezler, daha sonraki yıllarda gittikçe geliştirilerek çok uzun yıllar sorunsuz hizmet eder duruma getirilmişlerdir. Kalça ve diz protezleri Titanyum adı verilen metal ve polietilen adı verilen plastik iki farklı malzeme kullanılarak üretilmektedir. Bu gün teknolojinin geldiği son noktada, daha önce kullanılan plastik terk edilmiş, onun yerine çok daha geç aşınan güçlendirilmiş polietilen denilen plastik kullanıma sunulmuştur. Bunların yanı sıra kalça protezlerinde seramik baş kullanımı, genç hastalar için uzun ömürlü sağ kalım açısından can kurtarıcı olmuştur. Yeni üretilen güçlendirilmiş polietilen ve seramik başlar sayesinde usulüne uygun olarak yapılmış protezlerde 25-30 yıl civarı sağlıklı kullanım beklenmektedir.

Teknoloji ürünü bu protezler ile Protezlerinin uygulanması 20 li yaşlara kadar inmiştir.. İleri derecede kalça ve diz problemi yaşayan ve başka yöntemler ile iyileştirilmesi söz konusu olmayan genç hastalara,  yaşı sebebi ile erteleme önermek, kişilerin gençlik yıllarını sıkıntılı, ağrılı geçirmelerine ve mutsuzluklarına neden olur. Kalça çıkığı sebebi ile bir bacağı kısa olan ve ağrı şikayeti ile başvuran gençlerde, ağrının ön planda olması durumunda, kalça protezi ile tedavi yapılabilmektedir. Kireçlenmeden farklı olarak, tamamen özel teknikler ile yapılabilen bu ameliyatta, kısa olan bacağı 2,5-3 cm kadar uzatmak mümkündür.

Şu unutulmamalıdır ki, Protezlerde kullanılan malzemenin kalitesi ile birlikte, cerrahın becerisi ve deneyimi kullanım süresinin belirlenmesinde çok büyük önem arz etmektedir.

Kalça veya Diz Protezi ameliyatı yapılacak hastalar önce bütün sistemlerinin ( Kalp, akciğer, böbrekler, vb) muayeneleri yapılarak ameliyata uygunlukları araştırılır. By pass lı veya stent takılmış olmak ameliyata engel değildir. Şeker, parkinson ve tansiyon hastaları gerekli önlemler alınarak ameliyat olabilirler. Hastaların çoğu, çok ciddi bir engel olmadıkça, epidural veya spinal anestezi yapılarak ameliyata alınırlar.  Bu anestezi şeklinde hastanın belinden aşağısının duyusu ortadan kaldırılır, narkoz kullanılmaz veya çok düşük dozlarda verilebilir. Gerekli hazırlıklardan sonra, normal bir kalça veya diz kireçlenmesinde, ameliyat süresi 45 dakika ile 1 saat arasında sürer. Bazı özel durumlarda daha uzun sürebileceği unutulmamalıdır. Genç hastalarda, uzun ömür beklentisi, kalça protezin hareketli kısımlarında,  tercih olarak, seramik kullanılmasını gerektirir. Diz protezlerinde seramik kullanımı deneme aşamasında olup yaygın kullanımı mevcut değildir.

 

Ameliyat sonrası, 1 gün sonra hastanın ayağa kaldırılması ve üzerine basması destek ile sağlanır. Özel durumlar dışında desteksiz yürüme 2, en geç 4. haftada gerçekleşir. Kalça Protezi uygulanan hastaların 4-5 hafta çok alçak koltuklara oturmaması ve çömelmemesi önerilir.  1 ay sonra normal hayatlarına dönmeleri çok sürpriz olmaz… Diz protezinde böyle kısıtlamalar yoktur. Ameliyat sonrası; Enfeksiyon ve derin toplardamarlarda pıhtılaşma ve akciğerde tıkanma gibi komplikasyonlara karşı geliştirilen ilaçları, kesin olarak, uygun sürelerde kullanmak gerekebilir.