Tüp Bebek Tedavisinde Güncel Uygulamalar

Tüp Bebek Tedavisinde Güncel Uygulamalar

Tıpta ve teknolojide olan gelişmeler her tedavide olduğu gibi, tüp bebek tedavisini de etkilemekte, önemli ilerlemeler ve aşamalar kaydedilmektedir Son zamanlardaki gelişmeler sayesinde tüp bebek tedavisinin uygulama şekli kolaylaşmış, tedavi süreleri kısalarak daha rahat hale dönmüştür. Birden fazla denemede olumlu sonuç alınamayan hastalarda sorunlardan biri de transfer edilen embriyoların rahme tutunma aşamasında görülür. Bu durum embriyodan kaynaklanan problemlerden dolayı olabileceği gibi rahmin embriyoları reddetmesine bağlı da olabilir.

Embriyo kalitesini arttırabilmek için, inkübatörler (içinde embriyoların büyümesi için en elverişli ısıyı, nemi ve gaz karışımını sağlayan özel cihazlar) ve geliştirilmiş kültür vasatları kullanılmaya başlandı. Son yıllarda genetik hastalıkların tanı ve tedavisi alanında birçok gelişmeler olmuştur. Genetik hastalıkların en erken teşhisi preimplantar genetik tanı (embriyo ana rahmine transfer edilmeden yapılan genetik inceleme) ile mümkündür.

Blastosit transferi:

Blastosit embriyonun rahme tutunmadan önce ulaştığı en son halidir. Blastosit aşamasına ulaşmış embriyonun rahme tutunup, gebelik oluşturma potansiyeli daha erken safhalardaki embriyolara göre yüksektir. Blastosit transferi, embriyo gelişimini daha iyi gözlemleyebilme ve rahim içine tutunma ve gelişme özelliği en yüksek embriyoyu transfer edebilme amacıyla 5. ya da 6. günde yapılan transferdir. Embriyo blastosit aşamasına kadar tüp bebek labaratuvarında geliştirildikten sonra transfer edilir.

PGS (Preimplantasyon Genetik Tarama Testi)

PGS işlemi, anne adayından elde edilen yumurta ve baba adayından elde edilen spermin vücut dışında birleştirilmesi(ICSI) ile başlar. Oluşan embriyolardan gelişiminin 3. gününde veya 5.-6. gününde iken embriyoya zarar vermeden bir veya birkaç hücre biyopsi yapılarak alınır ve 24 kromozom taraması yapılır. Ayrıca cinsiyete bağlı kalıtılan hastalıkların, tek gen hastalıkların, ve kromozomal düzensizliklerin tespiti de farklı genetik incelemelerle yapılabilmektedir. Bu inceleme sonunda genetik yapısı sağlıklı tespit edilen embriyo veya embriyolar rahim içi hazırlığının ardından transfer edilerek özellikle tekrarlayan başarısız denemesi olan ve 40 yaş üzeri hastalarda daha yüksek oranlara ulaşan gebelik sonuçları elde edilmektedir.

MitoScore:

MitoScore embriyonun enerji stres seviyesini belirleyen bir yöntemdir. Bu yöntem PGS uygulanan embriyolardan implantasyon (tutunma) olasılığı en yüksek olan embriyo seçimini sağlar. PGS ile kromozomları genetik olarak incelen embriyonun aynı zamanda mitokondri DNA kopya sayısına bakılarak enerji stres düzeyi belirlenir.  Mitokondri DNA kopya sayısı embriyonun enerji düzeyi için direkt bir belirteç değildir, aksine embriyonun enerji stresinin belirtecidir. MitoScore yöntemi ile genetik olarak kromozom sayıları normal (öploid) embriyolardan implantasyon (tutunma) olasılığı yüksek olan embriyonun seçilmesi sağlanır.  Bu yöntem PGS yapılarak normal olarak belirlenmiş embriyoların morfolojik (yapısal) olarak değerlendirmesine ilave bir yöntem olarak düşünebilir. Bu yöntem 3. veya 5.gün embriyolarına uygulanabilir. MitoScore için ektra olarak embriyodan hücre almaya gerek yoktur, PGS işlemi için alınan hücreler kullanılır. Yüksek MitoScore değerlerine sahip embriyolar düşük implantasyon (tutunma) olasılığına sahiptir, fakat bu embriyoların hiç tutunmayacağı anlamına gelmez. Bu embriyoların yapısal değerlendirilmesine ilave bir yöntemdir.

Mikroçip:

İnfertilite nedenlerinin %40’ı erkek faktörü  olduğu düşünüldüğünde; sperm sayısındaki azlık, sperm hareketlerindeki yavaşlık ve morfolojik(yapı) bozuk olması gebelik şansını iyice düşürür. Kısaca mikroçip yöntemindeki amaç; sağlıklı ve iyi kalitedeki spermlerin ayırt edilmesini ve seçilmesini sağlamaktır. Kaliteli ve hasarsız olan yani hareketi ve morfolojisi iyi olanlar sperm, çipin içinde bulunan mikro kanallardan geçerek ayrıştırılır ve bu iyi kalitedeki spermler in eşten toplanan yumurtalarla döllenmesi ile 5. Güne ulaşan blastosist embriyolar elde edilir.  Bu yöntemle erkek faktörlü infertilitede gebelik oranlarının arttığı görülmektedir.

Paternal lenfosit aşısı:

Son yıllarda yapılan araştırmalarda elde edilen verilerile tekrarlayan başarısız tüp bebek denemeleri sırasında, bağışıklık sistemi bozukluklarının da önemli bir rol oynayabileceği sonucuna varılmıştır. Anne ve bebeğe herhangi bir zararı olmayan bu yöntemde; erkek eşten  alınan kan örneğinde lenfosit hücreleri ayrıştırılarak annenin koluna 4 ayrı yerden enjekte edilir. Bu uygulama tüp bebek tedavisinden önce 3 kez, tedaviden sonrada 2 kez olarak yapılır. Bu tedavinin amacı annenin rahimde gelişmekte olan bebeğe zarar verecek bağışıklık hücreleri oluşturmasını önlemektir. Bu yöntem günümüzde nedeni belli olmayan tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarında kanıta dayalı bir tedavi olmamakla beraber uygulanabilmektedir.

İntrauterin PRP(rahim içi trombositten zengin plazma)uygulması:

Vücut ağırlığımızın üçte birin oluşturan kanın hücresel elemanları dışında kalan sıvı kısmına “plazma” denir. Temel görevi damar bütünlüğü bozulduğunda pıhtılaşmayı başlatarak kanamayı durdurmak ve iyileşmeyi başlatmak olan ve pek çok büyüme faktörü ve sitokinleri içeren trombositler  plazmada bulunan hücrelerdendir. Bu özelliklerinden faydalanarak pek çok farklı alanda, yara iyileşmesinde ve hasarlı dokuların onarımında kullanılan FDA onaylı bir tedavi protokolü olan PRP yönteminde; hastanın kendisinden alınan bir miktar kan (8 -10 cc) steril şartlarda özel bir işlemden geçirilerek, enjekte edilecek plazmadaki trombosit yoğunluğu 2-8 kat arttırılır ve hastanın hasarlı bölgelerine enjekte edilir. Yumurta gelişimi için transvajinal ultrasonlar ile yapılan takiplerde çatlatma iğnesi(hCG günü) planlanan günde hastanın kendisinden elde edilen PRP materyali, hastaya yapılan vajinal muayenede spekulum  uygulamasından sonra rahim içine özel bir kateter yardımı ile enjekte edilir. Eğer endometrium kalınlığındaki artış istenildiği kadar değil ise OPU(yumurta toplama) günü doz tekrarı yapılır. Bu işlemden sonra görülmüştür ki, endometrium kalınlığı uygulama sonrasındaki ölçümlerde artmış ve özellikle gebelik oranlarına olumlu yönde yansımıştır.

İntrauterin G-CSF (koloni stimülan faktör) uygulması

Yine PRP uygulamasından olduğu gibi tekrarlayan başarısız tüp bebek denemesi olan hastalarda özellikle rahim içi ortamın embriyo için daha uygun ve iyi bir hale getirilmesi için geliştirilen bu yöntem kullanılmaya başlanmıştır. Uygulamadaki ana hedef endometriumun  uyarılarak embriyoyu daha iyi tutmasını sağlamaktır. Bu uygulamada da PRP uygulaması gibi vajinal muayenedeki spekulum uygulaması sonrasında özel bir kateter yardımı ile endometriuma verilen ilaç endometriumun ortamını düzenleyerek tutunmayı kolaylaştırmaya yardımcı olur. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, gebelik oranlarının bu uygulama ile artmasına yardımcı olunmuştur.